Atölye Çocukevi Bizimleydi Bugün. Zor hava koşullarında bir cesaret daldık yine ormana. Yağmur, çamur, rüzgar ☺Orman zemini yağmurdan kaygan.  Tüm bunları sayınca, kulağa çok zor geliyor biliyorum. Ama bizim için yine çok kıymetli bir gündü. Hızlıca tırmandık orman barınağına. Bugün hızlıydık çünkü çocuklar içgüdüsel olarak hızlı hareket ederlerse ısınacaklarını biliyorlardı. Düşe kalka vücut dengemizi bulmanın inceliklerini keşfettik derinlemesine. Ormanın ışığının farklılığı hepimizin içine doldu. Tertemiz orman soluğu çektik içimize. Bu derin nefesler vücudumuzu dengede daha rahat tutmamıza yardım etti. Ayaklarımız yere daha sağlam basar oldu.

Bugün Bilgeliğin Eşsiz Macerası Okulu bizimleydi. Beklentimizin çok üzerindeydi bugün hava. Pırıl pırıl bir güneş karşıladı bizi. Güne orman yürüyüşümüzle başladık. Bilgeliğin Eşsiz Macerası okulu öğrencilerinin aslında ikinci gelişi ormana. Buna rağmen orman yürüyüşü rotasını hemen öğrenmişler. Yine önümüze çocukları kattık. Çocukların ardından yürüyüp bizi barınağa çıkarmlarını tadını çıkardık. Çocukların rehberliğinde yürümek çok öğretici her birimiz için. Çocuklar kendilerinin ve yanlarındaki arkadaşlarının sorumluluğunu almayı öğreniyorlar yavaş yavaş. Ardından gelene bakmaya, zorlanan arkadaşına yardım etmeyi öğreniyorlar. Önlerindeki yola bakarak varacakları yeri bulmak için tüm dikkatlerini veriyorlar ve yolu bulmak için defalarca ortaklaşıyor. Yardımlaşıyorlar ve ekip olmayı deneyimliyorlar.

Mustafa Aykın İlköğretim Okulu bizimleydi bugün.

Uyum ve güven. Çocuklarla kurduğumuz ilişkiyi bu iki olgu ile yapılandırmaya çalışıyoruz. Soğuk havada, kayan orman zemininde, arabaların geçtiği bir yolu geçip orman yoluna girerken veya arazide çalışırken. Bu ikisi çok kıymetli, çünkü ancak bu ikisi olunca karşılıklı konuşmak, göz göze gelmek ve ortaklaşa üretmek ve güvende olmak mümkün oluyor. Artık orman barınağına hep çocukların rehberliğinde çıkıyor, yine çocukların rehberliğinde kampa dönüyoruz. Yolda yürürken veya bir alet kullanırken kendilerini ve arkadaşlarını sakınmalarını söylüyoruz. Yani verdiğimiz yönergeler kendi sorumluluklarını almaları ve arkadaşlarını da kollamaları üzerine sadece. Çocuklar ormana girerken, artık öncelikle kendileri şöyle bir duraklıyor ve sessizleşiyorlar. Aramıza yeni katılan arkadaşlarına orman kurallarından bahsediyorlar. Peki nedir bu orman kuralları? Ormanın sükunetini bozmamak, etrafımıza özen göstermek, arkamızdan geleni, önümüzden gideni ve kendimizi kollamak, mantarlara dokunmamak  ve rehber eşliğinde patikayı takip etmek, tek başına uzaklaşmamak. Yani ekip olmak, ortaklaşmak ve ormanın da bizim gibi ve bize denk bir kişisel bütünlüğü olduğunu idrak etmek. Aynı farkındalığı arazide tarlayı çapalarken böcek, larva ve solucanla karşılaşınca da tetiklemeye çalışıyoruz. Solucanın ne güzel ne çirkin ne de sevimli olduğunu konuşuyoruz sık sık. O da şahsına münhasır bir canlı sadece, tıpkı bizim gibi . Çevremizle bir bütün olduğumuzun farkına varabilmemiz için bazı ipuçları sadece bunlar. Çocukların bu ipuçlarını takip edeceğini umut ediyoruz... Bir de hareket etmeyen her canlının kış mevsiminde ölü değil de kış uykusunda olma ihtimali üzerinde konuşuyoruz. Bu kış uykusu ile tanışmak için güzel bir fırsat .

Hava hakkında konuşuyoruz bu aralar. Ocak ayı boyunca elementimiz hava. Hava durumu, bulutlar, rüzgar, kokular. Tarlada ya da domda çalışırken hava ana temamız.

Ancak illa temamıza sıkı sıkıya bağlı kalmıyoruz. Örneğin bugün kampa gelen Mustafa Aykın İlköğretim okulu ile yine buğdaylarımızı ziyaret ettik. Çünkü buğday tohumlarını toprakla buluşturan ekip onlar ve buğday tohumlarının gelişimini takip ediyorlar. Bu yüzden bol bol tohumlar hakkında konuşuyorlar. Bir de karşımıza çıkan şeylerle ilgili derinlemesine sohbetler geliştiriyoruz; mesela mantarların, böceklerin, solucanların görevlerini. Ormanın kendi atıklarını dönüştüren canlıları olmasa, bu yaprak ve dal artıklarının ormanın boyunu aşacağını ve toprağı oluşturan şeyin aslında bu atıklar olduğu gerçeğini. Bu bilgiyi kendi soruları doğrultusunda keşfettiklerinde çocuklar inanılmaz meraklanıp etraflarına bakmaya ve araştırmaya yöneliyorlar. Mantarlar, çürümüş, dönüşmeye başlamış kütükler fark edilir oluyor. Mantarların türleri merak ediliyor ve öğrenmenin yolu kendiliğinden açılıyor. Mantarlara, çürüyen kütüklere yakından bakarken başka pek çok şeyle karşılaşılıyor. Veya tamamen çıplak görünen ağaçların üzerindeki kış sürgünleri hakkında konuşunca, uykuda olan ve çıplak görünen ağaçların baharı bekleyen ne çok sürgünü olduğunu fark ediyorlar. Kış mevsiminin muhteşem keşifleri. Keşifler bitmiyor.

Bu aralar tarlada malç hazırlıklarımız devam ediyor. Bir bölgeyi yaban otlarından temizledik. Birkaç kat kalın kağıt, saman ve yeşil atıklarla yaklaşık 50 cm kalınlığında bir malç örtüsü hazırlığındayız. Bu malç yatağına şaşırtacağız baharda çimlendirdiğimiz sebzeleri. Malç çalışması organik atıkların toprağa dönüşmesinin gözlemlendiği bir permakültür uygulaması.

Biz bir güne pek çok şey sığdırıyoruz. Oyun, açık sınıf, yemek ve bulaşıklarımızı yıkamak, mutfak atölyesi, orman yürüyüşü ve bahçe çalışmaları. Ama hiç de koşturmuyoruz, yumuşak bir ritimde bazen hiç bir şey yapmıyormuşuz gibi görünüyoruz. Her buluşma eşsiz. Bugün yine çok güzeldi, teşekkürler Mustafa Aykın ilköğretim okulu öğrencileri ve öğretmenleri.

 

Ormanda bir ekip olmayı denemek...  Ormanla dost olmayı öğrenmek...  Doğa dediğimiz şeyi tanımadan sevmek mümkün mü? Veya dikenini, çamurunu, örümceğini, kışını sevmediğimiz bir ormanı gerçekten korumaya hevesli olur muyuz? Sanırım ormanı tanımaya cesaret edemediğimiz sürece ormanı ve doğayı önemsememiz mümkün değil. Serbest Gezen Çocuklar programının önemli niyetlerinden biri de bu. ‘Doğa’ ve koşullarını yakından tanımak ve deneyimlemek. Bu doğrultuda çocukları ve öğretmenleri cesaretlendirip onları desteklemek.

Tırtıl Okulu bu sene aramıza en son katılan okul. Kış mevsiminin ilk soğuk günlerine denk geldi araziye gelişleri. Ama çok güzel bir enerji ve gülümseyen yüzlerle geldiler. Yine ekiplere ayrıldık. Ormana giden ekip ve arazide kalan ekip. Hava inceden yağışlı olduğu için, orman ekibi bata çıka, düşe kalka ilerledi ormanda. İlk yürüyüşlerinde bunca zorlukla karşılaşmak ve bu zorlukları azimle aşmak gerçekten taktire şayan bir durumdu. Öğretmenleri her koşulda çocukları cesaretlendirdi.

Bugün nihayet Bilgeliğin Eşsiz Macerası okuluyla gerçek kışa adım attık. Navigasyon kurbanı servis şoförleri, Permakamp'a 1 saate yakın geç ulaştırdı Serbest Gezen Çocuklarımızı. Biz de hemen çantaları doma koyup orman gezisine çıktık.

Hafif çiseleyen bir yağmur eşliğinde, oldukça kaygan bir orman zemininde eğlenmek için tüm sınırları zorladık. Orman canlıları tam anlamıyla kış uykusunda olduğundan hiçbirini göremedik. Önden giden keşif ekibi ilkel barınağı görünce önce çok şaşırdı, ama sonrasında tamirat ve yeni çatı ekleme konusunda çok iyi iş çıkardı. Sevgili öğretmenlerimiz de içlerindeki çocuğun sesine kulak vermiş olacaklar ki, çocuklardan daha çok koşturup dal ve yaprak topladılar. Tüm ekip ormana dağıldı ve kendi macerasının tadını çıkardı.

Barınak inşasında önemli bir ayrıntıyı farkedip düzeltme yaptık. Bu önemli ayrıntı, zemine yakın çok fazla ip kullanıldığında örümcek ağı gibi örülmüş iplerin ormanın gerçek sahibi hayvanlar için bir tuzağa dönüşme riskiydi. Onları kesip temizledik ve sonraki Serbest Gezenler için bir uyarı yapmaya karar verdik: 
"Sevgili arkadaşlar, ormanda yapacağımız her çalışmanın olası tüm yönlerini lütfen hesaba katmaya çalışalım. Zira doğal olmayan her müdahale onlar için bir risk oluşturabilir."

Dönüş yolu tam bir orman kaydırağı şöleniydi. Çamurlu popolar kafilesine, Bilgeliğin Eşsiz Macerası Okulu öğretmenlerinden de bir tanesi katıldı ki hepimiz ona hayran kaldık. Harikasın, sevgili öğretmen! Permakamp'a dönüp kıyafet değişimi yaptık, ve Tolga’nın ustalık dönemi çorbası ve sandviçlerimizle öğle yemeğini yedik.

Yemek sonrası vakit darlığı nedeniyle, Açık Sınıf çalışmasını atlayıp direk turşu ve dom içi düzenlemeye geçtik.

Kış koşullarında dışarda yaşaması zor olan bitkileri dom içine taşıma; dom içi ekim alanını çapalama; ve ekim alanı sınırına, hem üzerine çıkıp raf bitkilerinin bakımını yapabileceğimiz hem de oturmak için kullanabileceğimiz bir bank yaptık.

Bir de baktık ki dönüş zamanı gelmiş. Çekiç ve çivi çakma konusunda o kadar ileri gittik ki en son iki Serbest Gezen isyan edip son çivileri çakmadan çıkmadı domdan.

Vedalaştık ve bir sonraki buluşmamızda yağması beklenen karın ve karda neler neler yapabileceğimizin hayalleriyle Permakamp’tan ayrıldık.

Mehmet Bal

 

Kara kış geldi nihayetinde. Yağmur, çamur, soğuk hepsi tamam 
Bu sabah araziye gittiğimde tüm yağmur hasadı hendeklerimizin dolduğunu görüp çok mutlu oldum. Aslında çoktan dolmalıydı bu hendekler ama bu kış ancak yeni doldular.

Atölye Çocukevi en küçük okul grubumuz. Üstelik grubun yarısı öğle yemeğinden sonra evine dönüyor  Bu kısa buluşmalarda, Serbest Gezen Çocuklar programının olağan akışında önemli yerleri olan; oyun oynamak, sebze yataklarında çalışmak, orman yürüyüşü yapmak ve mutfak atölyesine katılmak gibi çalışmaları tam olarak hayata geçirmek zor oluyor. Gündelik akışımız normalden biraz daha farklı oluyor dolayısıyla. Büyük Grup tüm günü kampta geçiriyor. Bu yüzden bu gruptaki çocuklar olağan Serbest Gezen Çocuklar programına dahil olabiliyorlar. Ancak Ortanca Grup ve Küçük Grup (öğretmenler sınıflarını böyle adlandırıyorlar ) arazide yarım gün geçiriyorlar. Bugün Ortanca Grup’tan sadece 4 kişi öğle yemeğinin ardından arazideki çalışmalara katıldı.

Mustafa Aykın İlköğretim Okulu'ndan 1A ve 3D sınıfları kamptaydı bugün.

Kampa ilk gelişiydi 1A sınıfının. Ama bir heyecan, bir keyif daldılar tüm işlere.
Hava pek güzeldi. Bu yüzden biz de bahçe işlerinde ve gölette çalıştık bol bol. Havalar lodos. Aslında biz hava elementine geçmemiz gereken dönemdeyiz. Poyraz, lodos varken tam zamanı. 1A sınıfı, gölet ve bahçe işleri ile henüz tanışmamış olduğundan, bugün yine bu işlere devam ettik.

Geçen cuma günü Mustafa Aykın ve Sultançiftliği İlköğretim okulları bizimleydiler. Pırıl pırıl bir kış havası karşıladı bizi. Arazi sabah erken saatlerde çiğle kaplı olsa da öğleden sonra hava günlük güneşlikti. Okullar kampa geç gelebildikleri için bu defa kısa bir program uyguladık. Güne öğle yemeği ve serbest oyun zamanıyla başladık. Yemeğin ardından tüm sınıflar 1,5 ay önce toprağa attıkları buğday tohumlarına bakmaya gittiler. Yemyeşil çimlik bir arazi gibi şimdilerde buğdaylar 

Sayfa 1 / 3

Haber Postası

captcha 

Twitter

It seems that module parameters haven't been configured properly. Please make sure that you are using a valid twitter username, and that you have inserted the correct keys. Detailed instructions are written in the module settings page.
Our website is protected by DMC Firewall!