Serbest Gezen Bir Okul- Mustafa Aykın ve Sultan Çiftliği Okulları- Arı kovanı gibiydik ve arı gibi çalıştık.

09 Şub

Serbest Gezen Bir Okul- Mustafa Aykın ve Sultan Çiftliği Okulları- Arı kovanı gibiydik ve arı gibi çalıştık.

Yazan 
(1 Oyla)

 

9 Şubat günü Permakamp’ta kalabalık ve coşkuluyduk. Mustafa Aykın İlköğretim okulundan iki sınıf ve Sultan Çiftliği İlköğretim okulundan bir sınıf arazideydiler.

Arı gibi çalıştık, ve aynı zamanda eşek arılarını ve eşek arısı kovanı inceledik. İncelediğimiz arılar arazide ölü halde bulup sakladığımız arılardı, kovan ise geçen yıllardan kalma boş bir kovandı. Nitekim arazide biraz dolanınca pek çok hazine ile karşılaşmak mümkün; boş arı kovanı, baykuş peletleri, çeşit çeşit börtü böcek ve daha neler neler…

Kalabalık bir ekiptik ve yapılacak bir o kadar da çok işimiz vardı. Sultan Çiftliği grubundakiler orman yürüyüşüne gittiler Senem'le birlikte. Mustafa Aykın'dan iki sınıfla birlikte Mehmet ve ben arazide kaldık. Sınıflardan biri Dom’a açık sınıf çalışmasına girdi. Arılar hakkında okudular, böcek kitapları karıştırıp eşek arısı ve eşek arısı kovanı inceleyip resim yaptılar.

Bu esnada dışarıda kalan grup ikiye ayrıldı; mutfak ekibi ve bahçe ekibi olarak. Mutfak ekibi Nesrin’le beraber muhteşem ekşi mayalı simitler yaptılar. Bahçe ekibi ise sebze yataklarının arasında büyük bir böcek oteli yapımına başladı. Sebze yataklarının yakınına böyle bir yapı hazırladığımızda bahçemize yararlı böceklerin gelmesini sağlamış oluyoruz. Eşek arıları, bal arıları, uğur böcekleri ve pek çok farklı böcek hemen yakınımızda yuvalanıp çoğalıyorlar ve sık sık sebze yataklarını ziyaret ederek, ya zararlı böcekleri yiyorlar ya da bitkiler arası polenlenmeyi sağlıyorlar. Ayrıca böcek okulu, bir nevi kusursuz bir böcek gözlem alanı. Böcek okulumuz için büyük bir ahşap dolap taşıdık ve sebze yataklarının yakınına yerleştirdik. Yeri çok önemli, zira arı ve böceklerle birbirimizin yoluna çok da çıkmamalıyız neticede. Ayrıca dallar, atık tahtalar, plastik pet şişeler, plastik saksılar ve kütükler yavaş yavaş yerleştirilmeye başlandı. Kütüklere matkap yardımı ile böceklerin yuva yapabilmelerine uygun derin delikler açıldı. Testere ile tahtalar kesilip raf sistemleri yapıldı. Yani pek çok alet kullanımı hakkında deneyim geliştirildi.

Bu arada Dom ekibi dışarı çıktı. Dışarıda çalışanlar ve mutfakta işlerini bitirenler bu defa Dom’a açık sınıf çalışması yapmaya girdiler. Konu, aynı arılar, böcekler, eşek arıları ve kovanıydı. Dışarı çıkanlar yine ayrıldılar mutfak ekibi ve bahçe ekibi olarak. Ancak bu defa bahçe ekibi de ikiye ayrıldı; böcek oteli/okulu ekibi ve ekşi maya simitlerin pişeceği fırını yakıp üzerine bir kat daha kerpiç sıva çekecek ekip olarak. Fırın ekibi öncelikle kerpiç hazırladı. Toprak kazıldı ve el arabasına yüklendi, saman taşındı. Fırına yakın bir alana bu malzemeler döküldü ve su eklenerek birbirlerine iyice karışmaları sağlandı. Fırın için ince çalı çırpı toplandı ve Tolga’nın sabah erken saatlerde yaktığı ateş yeni dallarla beslendi. Tolga bu işte bize yol gösterdi. Fırını sıvamaya geçemeden öğle yemeği vakti geldi çattı. Kocaman bir grup olarak oturduk yemeğe. Tolga’nın şahane mercimekli sebze çorbasından içtik kase kase. Yine Tolga’nın rehberliğinde bulaşıklar yıkandı, ve ardından yaşasın serbest oyun zamanı!

Bu defa arazide kalanların orman yürüyüşü zamanı geldi. Yürüyüş yapanların ise arazide kalıp çalışma zamanıydı. Orman, yabani çuhalar, sıklemenler ve kardelenlerle karşıladı bizi yine. Toprak çoktan uyandı. Orman şu sıra tatlı sürprizlerle dolu. Eee, ilk cemrenin havaya düşmesine ne kaldı ki şurada. 20 Şubat günü düşecek olan ilk cemreyi bekliyoruz biz de; yazlık tohumlarımızı serada toprağa atmak için. Orman ılık ve sakin, kıyılara saklanmış çiçekleriyle pek renkli. Çok kalabalık bir yürüyüş ekibiydik. Kocaman ve uzun kuyruklu bir ejder gibi ormanın içinden aktık. Uzun bir yürüyüş  yapmayı seçtik. Orman barınağını da geçip ormanın derinliklerine dalıp saklı ağaç okula gittik. Kocaman bir ağaç, bu bahsettiğim ağaç okulu. Fırtınada devrilmiş, köklerinden dallarına her şeyi ile ortada; üzerinde yosunlar, likenler, mantarlar ve böcekler. İncele incele bitmez, her yerinde yeni bir keşif! Farklı bir mantar, yepyeni bir böcek. Bir ağaç devrildiğinde ölmüyor aslında, bir çok farklı yaşama bölünüyor; tam da buna tanıklık ettiğimiz bir ağaç işte bu bizim okul ağaç. 

Biz ormanda yürürken sınıf çalışmasını bitiren Sultan Çiftliği öğrencileri yine ikiye ayrıldılar, mutfak ekibi ve fırın ekibi olarak. Ekşi mayalı simitler hazırlanırken mutfakta, fırın ekibi Tolga ve Senem’le birlikte fırının ateşini sürekli besleyip uyanık tuttular ve aynı zamanda önceden hazırlanan kerpiç karışımla fırını sıvamaya devam ettiler. Fırın dediğimiz şey öyle bir kere sıvamakla bitmiyor. Hatta haftaya bir kaç kat daha sıvamaya ihtiyacımız var anlaşılan. Sıva ekibi bir yandan fırını kerpiçle sıvayıp ısı yalıtımını arttırdı ve pişecek simitlerin daha bir çıtır olması için uğraştı, bir yandan da fırınımıza mozaik parçalarıyla ruh kattı.

Biz muhteşem orman yürüyüşümüzden döndüğümüzde, çıtır ve leziz simitlerle karşılandık. Bir telaş toparlanıp dönüş yoluna düştü Mustafa Aykın okulu öğrencileri. Sultan Çiftliği öğrencileri daha şanslıydılar, biraz daha zamanları vardı. Kampta sakince kendi oyunlarına daldılar. Futbol oynayanlar, ağlarda sohbet edenler…

Biz bir telaş fırının bir türlü bitmeyen sıvasını tamamlamaya dalmışken, onlar güneşin ve sakin bir Permakamp’ın tadını çıkardılar.

Enerjisi ve üretimi bol bir gündü.  Çok şanslıydık yine. Ellerinize sağlık çocuklar, bir dolu iş yaptınız kampta yine :)

 Güneş Savaş

Okunma 755 defa Son Düzenlenme Perşembe, 15 Şubat 2018 12:06

Haber Postası

captcha 

Twitter

It seems that module parameters haven't been configured properly. Please make sure that you are using a valid twitter username, and that you have inserted the correct keys. Detailed instructions are written in the module settings page.
DMC Firewall is a Joomla Security extension!